

Özgür olmayı ve ruhumu beslemeyi çok seviyorum. Pistte, yolda ve patikada koşmak hayatımın vazgeçilmez bir parçası ama beni gerçekten ben yapan şey, doğanın içinde saatlerce süren trail ve ultra maraton koşuları.
Ultra koşular benim için sadece fiziksel bir dayanıklılık sınavı değil; zihnimle baş başa kaldığım, sabrı, odağı ve kendimle olan bağımı güçlendirdiğim uzun yolculuklar. Her tırmanışta, her inişte bedenim kadar zihnimi de eğitiyorum. Yorulduğumda durmamayı, zorlandığımda çözüm üretmeyi, yalnız kaldığımda kendi iç motivasyonumu beslemeyi öğreniyorum.
Koşmak benim için spor aşkıyla doğa tutkusunun kusursuz bir uyumu. Patikada attığım her adımda doğayla temas ediyor, şehirden ve gürültüden uzaklaşıyorum. Trail koşuları benim en güçlü mental terapim; nefesimle ritim bulduğum, zaman kavramını kaybettiğim anlar.
Kendime meydan okumayı seviyorum. Hedeflediğim yarışlara hazırlanırken geçen her an, disiplin, kararlılık ve istikrarla örülmüş bir süreç. Tempom, sınırlarım ve hayallerimle kurduğum bu denge, beni sadece daha iyi bir sporcu değil, daha güçlü bir insan yapıyor.